Ana Sayfa

Kim Kimdir

Linkler

İletişim

English

 

 

 


FOTOĞRAFTA BİR MEKÂN ÖRÜNTÜSÜ OLARAK KAPILAR

“Doğru olan sanatçıdır, yalancı olan fotoğraf,
çünkü gerçeklikte zaman durmaz.”
Auguste Rodin

Rodin’in söylediğine karşın, fotoğraf gerçekliktir ve çoğunlukla mekânla birlikte var olur. Fotoğrafın gerçek dünyaya tutunduğunun bir göstergesi olan mekân, farklı biçimlerde karşımıza çıkabilir. Bu mekânlar içinden belki de en ilginci “kapı”dır. Kapı, içerisi ve dışarısını ayıran bir mekân, iki yer arasında bir köprü kuran içeriyi dışarıya bağlayan bir ara geçiş yeridir. 

Kapı merak uyandırır. Kapı ile karşı karşıya gelindiğinde onun arkasındakine yönelen bir merak sarar insanı. Kapı her yere açılan, ardındaki bilinmezliği her daim saklayarak, kişinin dürtülerini harekete geçirendir. Kapı yalnızca et kalınlığı olan bir dikdörtgenden ibaret değildir;  bir hanenin, içinde birçok insanın yaşadığı bir mekânın, ya da kimi zaman bireyin temsilcisidir. Bireyler nasıl birbirinden farklıysa, kapıların da her birinin ayrı bir karakteri, başka bir numarası vardır. Numaralar, kişilere karakter verir. Her bireyin bir kimlik numarası vardır, kapıların da… Değişmez ve nihai bir sokakta, değişmez bir binanın, hanenin ya da mekânın kapısına zaman zaman değişebilen numaralar verilir. Kapı numarasına göre kimlik değiştirmez ama bazen bu sayılar kapının karakterini değiştirebilir.

Emrah Günay’ın fotoğrafları, bu kapı problemini farklı coğrafya ve bağlamlardan yeniden ele alır. Paris, İstanbul, Mardin gibi şehirlerin kapılarının fotoğraflarını çeken sanatçı, her bir kapıya içinde yer aldığı şehir ve numarasıyla birlikte kimlik verir adeta. Her bir kapı, içinde bulunduğu coğrafyayla şekillenir. Mardin’deki bir kapı bazen boş bir oyuk olabilirken, bazen de birbirine eklemlenmiş tahtalardan oluşur. Mimari, etnografik, arkeolojik, tarihi ve görsel değerleri ile tüm imkânsızlıkların önünde durur. Mardin kenti daha oraya adım attığınızda bütün kapılarını açar size.  Paris kapıları özenle yapılmıştır. Batı sanatının tüm ihtişamını üzerinde taşıyan kapılarla karşılaşılabileceği gibi, küçük modernist müdahalelerle zamanın etkisinden nasibini almış kapılara rastlamak da mümkündür. Paris, bir devrim şehri, cesaretin ve ihtişamın öyküsünü anlatan bir yerdir. Kapıları açmak da cesaret ister. İstanbul kapıları ise, arkasında barındırdığı tarihi ve şu an içine doğduğu kozmopolit yapıyı anlatır. İstanbul’un tarihi, mimarisiyle ön plana çıkar. İstanbul bir dönüşüm şehridir. Kapılar da bu dönüşümün bir göstergesidir. Aynen sanat yapıtı gibi bir kimliğe sahip olan kapı belki de en çok İstanbul’da çeşitlilik kazanır. Asya ile Avrupa’nın kapısıdır o. İşte bu yüzden belki de İstanbul’da kapıları çekmek, zaten kendisi bir kapı olan İstanbul kenti için anlamlıdır.

Emrah Günay’ın fotoğraflarında kapılar adeta dillenir, farklı hikâyeler anlatırlar. Her biri başka bir öykünün ayrı bir noktasından tutar bizi. Tüm bu öyküleri anlamak için fotoğraflara biraz daha kulak vermemiz gerekir. Dinledikçe daha da içine gireriz ve bu coğrafyalar bizim coğrafyamız oluverir. Kapı numaraları bu öykülerin kaydını tutarlar. Bu kapılara kimlik verirler ve onları sınıflandırmamıza yardımcı olurlar. Öte yandan içinde barındırdıkları pek çok bağlamla, çağdaş sanatı ve felsefeyi uzun süre işgal etmiş olan ben – öteki, içerisi – dışarısı, mahremiyet – kamusallık gibi kavramları yeniden düşünmemizi sağlarlar. Kapı sahip olduğu üç boyutlu mekân özelliği ve tüm kavramlarıyla bu sergide yeniden karşımızda durur.



PINAR ÜNER




Yer: Schneidertempel Sanat Merkezi ; Bankalar Cd. Felek Sk. No:1 Karaköy
Tel: 0 212 249 01 50
E-posta : sanat@schneidertempel.com
Bilgi için: Handan Önel

 





 

Schneidertempel Sanat Merkezi Bankalar Cd. Felek Sk. No:1 Karaköy Tel- Faks: 0 212 249 01 50 E-posta: info@schneidertempel.com