Ana Sayfa

Kim Kimdir

Linkler

İletişim

English

 


 

ALAIN VALTAT
HEYKEL SERGİSİ

7 Ocak - 14 Şubat 2010





Heykellerinde ağırıklı olarak demir kullanmasından dolayı "Demir Adam" diye tanınan Fransız heykeltraş Alain Valtat 7 Ocak – 14 Şubat 2010 tarihleri arasında Schneidertempel Sanat Merkezinde Türkiye”deki ilk sergisini açıyor.

Alain Valtat uzun yıllar “dünyanın hassas bölgeleri"nde gazetecilik yaptı. Şiddete artık tanık olmak istemediğini düşündüğü zaman, Fransa'nın en iyi serigrafi baskı atölyelerinden birini kurdu. Tüm bunlar olurken 1965'de bıraktığı heykele, 80'li yıllara doğru bir daha kopmamacasına geri döndü. Heykelleri bugün Fransa'da ve yurt dışında çeşitli kolleksiyonlarda bulunan Alain Valtat şimdi kırk yıllık dostlarının arasında Türkiye'de; 2009 yılında aldığı bir kararla Bodrum'a yerleşti. Bugün Gümüşlük Akademisi'nde, Latife Tekin ve Gürel Yontan'ın desteği ile kurduğu yeni atölyesinde heykel çalışmalarına devam etmektedir.

Bu sergi bir anlamda, 60'lı yıllardan itibaren Türkiye ile kopmayan bir bağı olan sanatçıyı, Schneidertempel Sanat Merkezinde, Türk sanatseverlerle buluşturarak ‘ikinci evine hoşgeldin` partisi anlamını da taşıyacak …

Schneidertempel Sanat Merkezi; Bankalar Cad. Felek Sk. No:1 KARAKÖY-İST
TEL/FAKS: 0 212 249 01 50 – www.schneidertempel.com

Açılış/Kokteyl: 07 OCAK 2010 PERŞEMBE,17.30-20.00
Ziyaret: Hafta içi her gün 10.30-17.00,Cumartesi Kapalı,Pazar;12.00-16.00



Alain Valtat konuşuyor;

“Heykel, her zaman yinelenen tutkulardan doğar. Bizi aşan bir şeylerin arayışıdır bu, rüyalarımız da, genelde unutulan esinlenmelerdir aslında. Heykelin formuna gelince, bana göre soyutlama derin bir inançtan doğar. Heykel bellektir, evrenselliğin senfonilerinden biridir.”

“Denge, konstrüksiyon ve bellek sorunlarına özen göstererek, toplumdaki çağdaş heykel eğilimlerine özellikle ilgi duyuyorum. Kavramsal ve sanal azgınlığa karşı, anıtsal heykelin kandırıcı rolünden sıyrılıp kentin bağrındaki yerini yeniden almasını diliyorum” .

“Kentin, belleğin ve “güzelliğin”  uyumlu gelişmesine katkıda bulunmak gerekir, çünkü “ gidebildiğimiz kadar gerilere gittiğimizde, bir Cité ve bir Cité sanatının oluştuğunu görüyoruz.”


“Demir bence çağdaş heykelin en mükemmel malzemesi. İnsan düşüncesinin hâlâ prehistorik çağda olduğunu düşünüyorum, bu nedenle de yirmibes yıldır "Demir Çağı" heykelleri üzerine çalışıyorum. Heykeltıraşın işi, insanların imgeleminde anımsama yaratmaktır, tüm sanatçılar da bu nedenle yaşadıkları toplumun tanıklarıdır aynı zamanda. Heykel de bu rolden kurtaramaz kendini. Bu bakışı dönüştürmenin çok önemli olduğunu sanıyorum. Unutmayın ki demir yer kabuğunun yüzde beşini temsil ediyor.' .

“ Bazıları ellerini kullanmayı sevdikleri için heykeltıraş olur, şu ya da bu malzemeye karşı bir eğilimleri vardır. İşte ben onlardanım. Ama bu yetmez, özel bir duyarlılığa sahip olmak gerekir, ben demirle kendimi çok iyi ifade edebildiğimi düşünüyorum. Bu malzemeyi işlerken ortaya çıkan sorunlarla baş etmeye çalışmanın çok ilginç olacağına inanıyorum. Kütle, hacim; ışıkla form ya da boşlukla hacim arasındaki ilişki, formları ve yapıyı anlayabilmek için daha da ileri gidebilmenin yollarını aramak, bu yolla uzaysal gerçekliği az çok anlayabilmek; işte benim heykelle ilgili meselelerim bunlar aşağı yukarı. “

 

 

 

 


Alain Valtat'nın Yaşam Öyküsü

1943 de Paris'de doğdu.
Alain Valtat, 16 yaşından itibaren, yani elektromekanik eğitimini bir yana bırakıp, kendi başına öğrendiği heykele ilk başladığı yıllardan itibaren, her biçimiyle imaj, renk ve konstrusiyonla  ilgilenir...

Yaşamını kazanmak için, başlangıçta çeşitli işlere girer çıkar. 17 yaşında, bir röportaj fotoğrafçısının yanında çırak olarak çalışmaya başlar. Büyük Röportajcı olunca dünyada şiddetin egemen olduğu yerleri dolaşır ( Orta-doğu, Afrika ya da Çekoslavakya).

Prag da siyasi polisce tutuklanır, Fransız hükümeti ve meslekdaşlarının araya girmesiyle serbest bırakılır. Ajanslar için çalışırken, bir yandan da orta-metraj 3 film çeker. Marcel Camus'nün “Combat” adlı gazetesinde, daha sonra da “Quotidien Paris” de yazarlık yapar.

1974 yılında, düşünceye karşı yapılan onca vahşeti görmekten yorulup mesleği bırakır. 

Yeniden çalışmaya başladığında sadece yayın hayatına yönelik bir serigrafi atölyesi kurar. ( Bibliotheque Nationale estamp dairesince Fransa'daki en iyi baskı atölyeleri arasına konur). Sonunda, yeniden resim ve resim/heykel çalışmalarına döner. Eleştirmen Francis Parrent'a göre, resimde gerçek bir heykelsel rölyefe yaklaşır. Ve nihayet, 1965 den beri bırakmış olduğu heykele kendini bütünüyle adamaya karar verir.

Denge, konstrüksiyon ve bellek sorunlarına özen göstererek, toplumdaki çağdaş heykel eğilimlerine özellikle ilgi duyar. Kavramsal ve sanal azgınlığa karşı, anıtsal heykelin kandırıcı rolünden sıyrılıp kentin bağrındaki yerini yeniden almasını savunur:

Kentin, belleğin ve “güzelliğin”  uyumlu gelişmesine katkıda bulunmak gerekir, çünkü diyor: “ gidebildiğimiz kadar gerilere gittiğimizde, bir Cité ve bir Cité sanatının oluştuğunu görüyoruz.” 

Dünyanın çeşitli ülkelerinde kişisel sergileri yanısıra çok sayıda karma sergiye katılan sanatçının heykelleri bugün Fransa'da ve yurt dışında çeşitli kolleksiyonlarda bulunmaktadır.


Not: Yüksek çözünürlüklü versiyonlar için resimlerin üzerine tıklayınız.

 

Schneidertempel Sanat Merkezi Bankalar Cd. Felek Sk. No:1 Karaköy Tel- Faks: 0 212 249 01 50 E-posta: sanat@schneidertempel.com